Yeni senenin ilk yazısı. Gene uzun aradan sonra ilk yazı. Temmuz'dan bu yana neler mi oldu? Yaz sonundan Sonbaharın sonuna kadar hatırlamak dahi istemediğim bir Schengen vize başvurusu ile uğraştım. Hayaller Paris, gerçekler kıçımın üstüne oturmak oldu. Red. O gece tansiyonlar fırladı. Hiç sorma. Sonra bir film izledim, hayatım değişti. Kapalı gişe oynayan Yan Yana filmini izledim. Orijinalini de zamanında izlemiştim. Son derece vasattı fransız versiyonu. Tipik bir fransız filmi: sinemada izlenmeyi gerektirmeyecek, tv'de izlense haftasına unutulmaya namzet bir film. Gel gör ki usta senaristlerin elinde bir mücevhere dönüşmüş. Kim dedim bu uyarlamayı yazan? Kim? Feyyaz Yiğit ve Aziz Kedi'ymiş. Tanımıyordum, interneti talan ettim tanımak için. İzlediklerimden birinde senaryo kursu verdiklerini duydum. Sonrası çok hızlı gelişti. Saniyesinde google'ladım. Dakikasında yazıldım. Haftasına ders başladı. İlk ders bile yeterdi benim eksiklerimi gidermeye. Tamam dedim. Doğru adre...