Kayıtlar

2026 tarihine ait yayınlar gösteriliyor
Resim
Hep orada duracağını sandığım bir aile büyüğümüzü kaybettik. Hani gökyüzü gibi, yıldızlar gibi, güneş gibi. Çocukluğumdan, ilkgençliğimden, yetişkinliğimden bir yıldız kaydı. Işıklarda uyu tatlı kadın. Tüm sevenlerinin sevgisi yağsın üstüne. Çünkü biz de seni sevdik.  Çekirdek kabuklarından küçük bir tepe oluştu kahvaltı tabağının üstünde. Portakal kabuklarının üstüne kat çıktım. Dün ve bugün canımın sıkıntısını ne unutturuyorsa ona dadanıyorum, portakalsa portakal, çekirdekse çekirdek, boyalarsa boyalar. Öteyi beriyi saldım gitti. Saldım gitti. Boya demişken, Derwent Inktense'lerimle aşk yaşıyorum (reklam değil).  Bir kere daha anladım, şu dünyadaki en değerli öneriler öyle davullu zurnalı, gösterişli, cazip, janjanlı olanlar değil. Bilakis gayet mütevazı görünenler. Hani, "peheee bu da laf mı" dediklerin. Onlara çok dikkat et. Gerçek bilgelik orada. İşe yarar öneri o. Mesela, "cebinin izin verdiği en kaliteli resim malzemesini kullan". Amaan bunu herkes bilir,...
Resim
 Dışarıdaki şiddetli rüzgar ve sağanak biraz durulmuş gibi. En azından Kuzey'e bakan pencerenin çerçevelerinden, patlayacakmış gibi çatırtılar gelmiyor artık. Televizyon açık, Mezzo kanalında, güzel bir orkestra klasik müzik icra ediyor. Satranç kulübünden sırılsıklam ve üşümüş döndüm. Eve girer girmez hemen üstüme kuru bir şeyler giydim, ve mutfağa dalıp önceden çözdürdüğüm kıymayla kapuska yemeği yaptım keyifle. Beni dışarıdaki fırtınadan koruyan bir evim, içinde sıcak yemeğim olduğu için bol bol şükrettim.  Sosyal medyada izlediğim bir doğal tütsü yapım videosundan etkilenip, yediğim portakalın kabuklarını kaloriferin üzerinde kurumaya bıraktım dün akşam. Bugün sertti. Amacım öğütücüde un haline getirip başka şeylerle karıştırıp doğal ve ev yapımı tütsü yapmak. Yapay zekaya sorduğumda pirinç unu, adaçayı ve su eklemenin yeterli olacağını söylüyor. Bir de kömür tozu diyor ama kömürsüz halletmek istiyorum. İs istemiyorum evin içinde. Dün biraz resim malzemelerimi elden g...
Resim
Yeni senenin ilk yazısı. Gene uzun aradan sonra ilk yazı. Temmuz'dan bu yana neler mi oldu? Yaz sonundan Sonbaharın sonuna kadar hatırlamak dahi istemediğim bir Schengen vize başvurusu ile uğraştım. Hayaller Paris, gerçekler kıçımın üstüne oturmak oldu. Red. O gece tansiyonlar fırladı. Hiç sorma. Sonra bir film izledim, hayatım değişti. Kapalı gişe oynayan Yan Yana filmini izledim. Orijinalini de zamanında izlemiştim. Son derece vasattı fransız versiyonu. Tipik bir fransız filmi: sinemada izlenmeyi gerektirmeyecek, tv'de izlense haftasına unutulmaya namzet bir film. Gel gör ki usta senaristlerin elinde bir mücevhere dönüşmüş. Kim dedim bu uyarlamayı yazan? Kim? Feyyaz Yiğit ve Aziz Kedi'ymiş. Tanımıyordum, interneti talan ettim tanımak için. İzlediklerimden birinde senaryo kursu verdiklerini duydum. Sonrası çok hızlı gelişti. Saniyesinde google'ladım. Dakikasında yazıldım. Haftasına ders başladı. İlk ders bile yeterdi benim eksiklerimi gidermeye. Tamam dedim. Doğru adre...