Dışarıdaki şiddetli rüzgar ve sağanak biraz durulmuş gibi. En azından Kuzey'e bakan pencerenin çerçevelerinden, patlayacakmış gibi çatırtılar gelmiyor artık. Televizyon açık, Mezzo kanalında, güzel bir orkestra klasik müzik icra ediyor. Satranç kulübünden sırılsıklam ve üşümüş döndüm. Eve girer girmez hemen üstüme kuru bir şeyler giydim, ve mutfağa dalıp önceden çözdürdüğüm kıymayla kapuska yemeği yaptım keyifle. Beni dışarıdaki fırtınadan koruyan bir evim, içinde sıcak yemeğim olduğu için bol bol şükrettim. 



Sosyal medyada izlediğim bir doğal tütsü yapım videosundan etkilenip, yediğim portakalın kabuklarını kaloriferin üzerinde kurumaya bıraktım dün akşam. Bugün sertti. Amacım öğütücüde un haline getirip başka şeylerle karıştırıp doğal ve ev yapımı tütsü yapmak. Yapay zekaya sorduğumda pirinç unu, adaçayı ve su eklemenin yeterli olacağını söylüyor. Bir de kömür tozu diyor ama kömürsüz halletmek istiyorum. İs istemiyorum evin içinde.





Dün biraz resim malzemelerimi elden geçirdim. Güzel boyalar hep gözümün önünde dursun diye orta sehpanın alt rafına koydum. Ayrı sayfalara yıllar boyunca çizdiğim ne varsa lastikli bir kartonda topladım. Bir dosya çıktı manga çizimiyle ilgili. Belki 25 sene önceki mürekkebi bitip kırmızı basan yazıcımdan çıktısını almışım. Sonra da şeffaf dosyada saklamışım. Bir bakmak istiyorum üstünde site ismi var mı ve o site şu an ne durumda diye.




Yayınevine gönderdiğim masal konusundaki sabırsızlığım devam ediyor. Senaryo grubunda, benden başkaları da göndermiş yazdıkları masalları. Belki biraz biriktirip, kıyaslayıp, öyle geri dönüş yapacaklar, bilmiyorum. Ama en zor iş, benim için beklemek. Yazmaktan bile zor. Sabırsız mıyım, neyim? 

Güncelleme: bu sabah yayınevinin dönüş mailini aldım. Olumlu. Çok beğenmişler. 💃


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar