Yine çok yazma hevesim ve az konum var. Dün neredeyse bavulumu hazırlayıp sahildeki Beltur'a gittim. Boyalarım, fırçalarım ve defterimi almıştım. Bilgisayarım, termosum, telefonum, kulaklıklarım. Kaç kilo yüklenmiştim kim bilir. Hava açıktı. Oldukça serin. Hatta buz. Boya kutusu çantanın kapanmasına engel oluyor diye onun için ayrı bez çanta aldım yanıma. Hala kapının girişinde duruyor. Dönüşte hemen oracığa bırakmıştım. Ve sadece bilgisayarda satranç problemi çözüp, mobil gigabaytlarımın yarısını bitirdim.



Bugün biraz tatil araştırması yaptım. Biraz uzak ve egzotik yerler aradım. Zanzibar ve Fas üstünde yoğunlaştım. Doğumgünümde kendime bir güzellik yapmak istiyordum. Sonra hiçbiri tam olmadı. Fas'taki turun otelleri temiz değilmiş, Zanzibar, türk tur şirketleriyle çok tuzluya geliyormuş. Hepsini yüzüstü bıraktım. Galiba doğumgünümü Kadıköy'de kutlayacağım. Daha zaman var ama. Belki başka bir rota bulurum. Tolga ile de konuştuk bugün şu tatil konusunu. Tolga ile tatil hayalleri kurmayı seviyorum. 




Evde meyve bitti. Çıkıp almam
gerek. Çok üşeniyorum. Her şeye çok üşeniyorum. Adeta bir üşenme sineği ısırmış gibi bir üşengeçlik, miskinlik üstümde. Ne zaman geçer? Kendinden geçer mi, çabasız? Keşke...Güzel bir film olsa da izlesem bile diyemiyorum. Hiç canım istemiyor. 




Şu sıralar tarot çekiyorum çevrimiçi bir siteden. O kadar isabetli ve tutarlı cevapları var ki korkarsın. Sonra gpt ye yorumlatıyorum ama az çok belli anlamı. Gene de daha güzel oluyor. Olmaz diyor mesela. Unut o işi. Olmayacak. Sadece hayal kırıklığı bekliyor seni. Hayal ve kalp kırıklığı. Hiç mi oluru yok diye bir daha soruyorum. Hayır diyor. Aynı kart çıkıyor. Üst üste ikinci kez ve ters olarak. Kahpe kader.



Saçlarımı kestirmek istiyorum ama Salı günleri galiba kuaförlerin tatil günü. Geçen sefer öyle bir sonuca varmıştım. Bir de onlarla cenkleşecek gücü bulamıyorum kendimde. Özellikle de arızanın kaynağını bildiğimden bu yana hiç uğraşasım gelmiyor. Ünlü ve koca bir kozmetik firması bunlara toplu formasyonlar veriyor. Diyor ki siz kuaför değil Sanatçısınız (evet büyük S ile), kadın kendi bilemez kendine neyin yakıştığını bir Sanatçı olarak sadece siz bilebilirsiniz güçlü estetik algınız ve engin tecrübenizle. Ve tüm formasyon, bu kadının niyetini nasıl by-pass edip kendi vizyonunu dayatırsın üstüne. Gözümle şahit oldum. Oradan biliyorum. Onlar da yürekten inanıyor buna. Sonra çıksın cıngarlar, cinnetler. Buradan nacizane kuaförlere sesleniyorum, ne olur gelmeyin böyle gazlara, kadınları dinleyin, ne istediklerini doğru anlayın, belki sanatçı değil ama Kral ilan edilirsiniz.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar